görünmez nimet, gadirden doğan lûtuf, beklenmeyen devlet kuşu.
It turned out to be a blessing in disguise:
Sonu umulmadık şekilde iyi çıktı.
(kılık kıyafetini) değiştirmek, tebdili kıyafet etmek, … kılığına girmek.
The king was disguiseed as a peasant. The spy disguised himself as an old man.
gizlemek, saklamak, örtbas etmek, (gerçek kimliğini/niteliğini) örtmek/gizli tutmak, maskelemek, başka
şekilde/hüviyette göstermek, değiştirmek.
to disguise one's intention. He disguised his handwriting.
tebdili kıyafet, sahte kılık/kıyafet.
The thief wore a false beard and glasses as a disguise.
sahtelik gizle(n)me, maskele(n)me.
meddah/palyaço/komediyen vb.'nin kılığı.
kıyafet değiştirme, örtbas etme, (kimlik ve niteliğini) başka gösterme.
beğenmediğini belli etmemek
Fiil
duygularını gizlemek
Fiil
el yazısını tanınmaması amacıyla bozmak
Fiil
el yazısı tanınmasın diye kasten değiştirmek
Fiil
planlarını değiştirmek
Fiil
endişelerini neşeli bir görünüm arkasına gizlemek
Fiil
endişelerini neşeli bir görünüm arkasında gizlemek
Fiil
suç gelirlerini maskelemek
Fiil, Ceza Hukuku
(a) kılık değiştirmiş, gizli, (b) aslında, hakikatte.
His illness was a blessing in disguise, because he afterwards married his nurse.
duygularını gizlememek
Fiil
birinin maskesini düşürmek
Fiil
birinin maskesini düşürmek
Fiil
legal görünüm altında
Zarf, Hukuk