(gun

gun
top.
the big guns: ağır topçu. Military
gun
tüfek, silah.
machine gun: makineli tüfek.
double-barelled gun: çifte.
single barelled
gun: tek namlulu tüfek.
gun
tabanca, revolver.
He's got a gun: Tabancası/silahı var.
The thief was carrying a gun.

to draw a gun on someone: birine tabanca çekmek.
gun
püskürteç, püskürtme cihazı.
a paint gun.
grease gun: yağ/gres tabancası.
spray gun: püskürteç.
gun
av partisi üyesi.
gun
silahla avlamak.
gun

gun down: (tüfekle/tabanca ile) ateş etmek, vurmak, vurup yaralamak/öldürmek.
He wasgunned
down as he left his car. to gun down a killer.
gun
gazlamak, birdenbire motora fazla yakıt sevketmek, hızlandırmak.
He gunned the engine to pass.
gun
gin3
(s.f.).
gun
makineli tüfek, mitralyöz.
hava tabancası, hava basıncı ile çalışan silah. Noun
tank savar silahı
kodaman, nüfuzlu/önemli kişi.
He became a big gun in scientific circles: Bilimsel çevrelerde önemli bir kişi oldu. Noun
kodaman, nüfuzlu/önemli kimse, yüksek mevki sahibi adam.
(40 mm. otomatik) uçaksavar topu. Noun
hafif makineli tüfek. Noun
makineli tabanca. Noun
otomatik tabanca.
cap pistol Noun
chaser ile ayni anlama gelir. takip gemisi topu. bow chaser: baş topu. stern chaser: kıç topu.
elektron tabancası Noun, Physics
fil tüfeği: fil ve benzeri hayvanları avlamakta kullanılan büyük çaplı tüfek.
sahra topu
flaş-çakan: foto flaşını ve diyaframı beraberce çalıştıran düzen. Noun
ileri mevzi topu
Gatling (makineli) tüfeği: bir eksen etrafında dönerek otomatik doldurulup ateşlenen bir sürü namlusu olan ilkel makineli tüfek. Noun
(el ile işleyen) yağ/gres pompası, (yatak yağlamak için) yağlama tabancası. Noun
büyük hayvan
tüfek namlusu. Noun
topçu kumandanı. Noun
top kundağı. Noun
silah taşıyıcısı. Noun
bireysel silahlanmanın önlenmesi Noun, Politics-Intl. Relations
top mürettebatı, silah mürettebatı. Noun
top güvertesi. Noun
av köpeği. Noun
öldürmek Verb
yere sermek Verb
(US) aşırı istekli
çok hevesli
silah taşıma izni
top madeni, tunç: bakır-kalay-çinko alaşımı. Noun
gri alaşım: zincir, kemer tokası vb. yapmakta kullanılan menevişli koyu kurşunî/siyahımsı gri renkte maden alaşımı. Noun
gangsterin sevgilisi. Noun
kadın haydut/hırsız. moll ile ayni anlama gelir. Noun
top mevzii. Noun
silahlık
top menzili
silah tescili
silahhane, silahların muhafaza edildiği salon. Noun
savaş gemisinde küçük rütbeli subaylar bölümü. Noun
silah kaçakçısı
silah satıcısı
silah kaçakçılığı
silah ticareti
tüfekçilik
(biri sabit) iki makaralı palanga. Noun
zıpkın-atan, zıpkın tüfeği.
kurutma makinesi/tabancası: alevsiz sıcak hava üfleyen cihaz. Noun
ücretli asker
kiralık katil
hafif makineli tüfek. Noun
makineli tüfek
mitralyöz
makineli
kamufle edilmiş top
matem topu: matem işareti olarak (kral veya devlet başkanının ölümü, geminin batması vb. dolayısıyla) her dakikada bir atılan top.
çivi tabancası Noun
gemi topu
mekanizmalı tüfek. Noun
(gemide/kalede) sahte top.
isyan bastırma tüfeği, yaralamaktan ziyade korkutan kısa namlulu tüfek. Noun
roket topu, roketli silah, roket atan, bazuka Noun
filinta
işaret topu
işaret tüfeği
zıpkın tüfeği.
av tüfeği
püskürteç
pülverizatör
tabanca
püskürtme tabancası
otomatik yaylı tüfek
oyuncak su tabancası, püskürtme şırıngası.
zımba tabancası Noun
sten
yüksek voltta elektrik çıkaran silah
hafif makinalı tüfek. Noun
mil üzerinde dönen top.
Tomson hafif makineli tüfeği.
taret topu, taret/kule silahı.
ev yapısı tabanca. Noun
sun
time
weekday
feast-day
period
light
daytime
happy-days
day Information Technology
date
age
week-day
workday
bissextile day
leap-day
bissext
intercalary day
leap d
odd d
odd day
weekday
application day
someday
all day
entire day
all day long
around the clock
option Noun, Banking
bissext
leap day
bissextile day
leap d
on the following day Adverb
the next day Adverb
the day after
morrow
the day before yesterday
the day before last Noun
the day before last Noun
the day before yesterday
on the other day
the other d
the other day
before daylight
to make an appointment Verb
on alternate days
every other day
sundown
day after day
day by day
from day to day
in the course of the day
all day (long
day time
cock crow
solstice Noun
by the day Adverb
daily Adverb
intraday Noun, Capital Markets
day light
daylight
days after date
end-of-day (EOD) Adjective
pleasant day
every day
day in day out
daily Adverb
everyday
how many days
time of trouble
black day
unfortunate day
decisive date (decisive day)
that time of the month Noun, Biology
lucky day
ever after
the day after tomorrow
field day
the day bc
previous day
odd- come shortly
open day
day of expiration
deadline Information Technology
last day
full time
calendar day
historic day Noun
black letter day
evil day
unfortunate day
wet day
half time
part time
wearing day

gun
bk. –gın
gun
Renk
Dünyânın kendi yörüngesi etrâfında bir defa ... 24 saatlik zaman parçası
bk. –gın